Dolar Rekor Kırmaya TL Değer Kaybetmeye Devam Ediyor! Erdoğan'a 'HANİ ÇÖKÜYORDU TÜRKİYE EKONOMİSİ?' Sözü hatırlatıyoruz!

Dolar/TL, akşama doğru uluslararası piyasalarda 10 TL seviyesini aştı. ABD'de enflasyonun yüzde 6,2 ile beklentileri aşması dolar endeksini güçlendirirken, Türkiye'de faiz indirimlerine devam edileceği endişesi de kurda baskı yaratmaya devam ediyor. Dolar kuru 02:44 İtibari ile 10,02 TL'den işlem görüyor. AKP'nin İktidar olduğu günden bu güne kadarki dolar kurunu derledik detaylar haberler33.com 'da

PAYLAŞ
TAKİP ET Google News ile Takip Et
Dolar Rekor Kırmaya TL Değer Kaybetmeye Devam Ediyor! Erdoğan'a 'HANİ ÇÖKÜYORDU TÜRKİYE EKONOMİSİ?' Sözü hatırlatıyoruz!
Dolar/TL, akşama doğru uluslararası piyasalarda 10 TL seviyesini aştı. ABD'de enflasyonun yüzde 6,2 ile beklentileri aşması dolar endeksini güçlendirirken, Türkiye'de faiz indirimlerine devam edileceği endişesi de kurda baskı yaratmaya devam ediyor. Dolar kuru 02:44 İtibari ile 10,02 TL'den işlem görüyor. AKP'nin İktidar olduğu günden bu güne kadarki dolar kurunu derledik detaylar haberler33.com 'da
Mersin haber 33 - Mehmet Sözen

Dolar/TL, akşama doğru uluslararası piyasalarda 10 TL seviyesini aştı. ABD'de enflasyonun yüzde 6,2 ile beklentileri aşması dolar endeksini güçlendirirken, Türkiye'de faiz indirimlerine devam edileceği endişesi de kurda baskı yaratmaya devam ediyor. Dolar kuru 02:44 İtibari ile 10,02 TL'den işlem görüyor.

USD/TL, Amerika'da enflasyonun 1990'dan bu yana görülen yüksek seviyeye çıkması ve Türkiye'de enflasyon ve para politikası endişeleriyle 10 TL seviyesini aştı.

Dolar kurunda dün akşam saatlerinde 9,97’lik zirve görülmüştü. Euro/TL'de ise yine aynı şekilde dün akşam saatlerinde 11,44 seviyesini görmüştü.

Erdoğan'ın 18 Şubat 2017'de Yaptığı Bir Açıklamayı Gündeme Getiriyoruz!

18 ŞUBAT 2017'DE Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bahreyn, Suudi Arabistan ve Katar'ı kapsayan Körfez ülkeleri gezisi sonrası dönüş yolunda uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı ve ekonomiyle ilgili şu sözleri söylemişti:


'HANİ ÇÖKÜYORDU TÜRKİYE EKONOMİSİ?'

Türkiye Varlık Fonu'nun ilanı yapılır yapılmaz dolarda düşüşün başladığını söyleyen Erdoğan, "Doların 3.5 liranın altına inmesini bekliyorum. Türkiye'ye para girişi durmayacak, bunu göreceğiz. Çünkü, Türkiye ekonomik açıdan halen güvenli bir liman. Para girdikçe kur düşecek. Büyümede de korkulacak durum olmayacak" demişti.. Bugün 13.11.2021 Dolar 10,02 TL!

Tabii ki. Yasal düzenlemelerle nerde ne gibi tıkanıklık var ise çok daha rahat giderme imkânımız olacaktır. Hükümet, parlamento çok daha hassas olmak sureti ile gerekli olan adımları atacaktır, çünkü Türkiye'nin artık sıçramaya ihtiyacı var. Bu konu da oldukça umutluyum. Niye? 18 Mart Köprüsü'nün ihalesini yaptık. Şirketlerin, konsorsiyumların teklif için birbirleriyle yarıştıklarına tanık olduk. Hani çöküyordu Türkiye ekonomisi? İhaleyi 2 Koreli, 2 Türk firmadan oluşan konsorsiyum kazandı. Bedeli yaklaşık 12 milyar dolar. 16 küsur yıl burayı çalıştıracaklar. Ondan sonra? Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne verecekler. Ekonomi çöküşte olsa, o ülkede kimse böyle bir yatırım yapmaz. Boğaz'ın altından 3 katlı tünelle ilgili hazırlıklar da sürüyor. Daha şimdiden "İhaleye girmeye hazırız" diyenleri görüyoruz. Keza Kanal İstanbul için de Türk firmaları, Japonlar, Koreliler vesaire "Biz varız" diyor. Ekonomisi çökmüş olan bir ülkede, BOT ya da PPP sistemi ile bu tür yatırımları yapamazsınız. Biz güvenli bir limanız, bu insanlar da gelip ülkemizde yatırımlar yapıyor.

"İNANIYORUM Kİ DOLAR 3.50'NİN ALTINA DÜŞECEK"

Gazeteci - Hükümet ekonomiyi canlandırmak için teşvikler hazırladı. Dövizde bir gerileme oldu. Para, faiz politikalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Varlık Fonu büyük önem arz ediyor. Ama bazı malum kafaların, bu işlerden anlamadıkları için hazmedemediğini gördük. Bunlar geçmişte de Özal'ı anlayamıyordu. Şimdi dünyayla yarışan projeler yapıyoruz, aynı kafa bunlara da karşı çıkıyor. Bunları anlamakta zorlananlar Varlık Fonu'nu da anlayamıyor. Ne yaptı Varlık Fonu? Ciddi güç kattı Türkiye ekonomisine. Ama o kadar cahiller ki tutup bunun bir özelleştirme olduğunu iddia ediyorlar. Ne alakası var? Elden çıkarılan bir şey yok ki. Bunların hepsi karşı tarafa bir tür teminat. Varlık Fonu ayrıca ortaklığa da girebiliyor. İkili ortalıklar, üçüncü ülkelerle farklı ortaklıklar suretiyle gücünüze güç katıyorsunuz. Çeşitli imtiyazlar elde ediyorsunuz. Nitekim ilanı yapılır yapılmaz dolarda düşüş başladı. Ben inanıyorum ki 3.50'nin de altına düşecek. Niye? Türkiye'ye girdiler durmayacak, bunu göreceğiz. Dedim ya, Türkiye ekonomik açıdan hâlâ güvenli liman. Büyümede de inşallah öyle korkulacak bir durum olmayacak.

 

AKP KASIM 2002'DE İKTİRADA GELDİĞİ GÜNDEN İTİBAREN DOLAR KURUNU SİZLER İÇİN DERLEDİK!...

3 Ocak 2005: 1 dolar 1,34 TL

Bankalarının yarısı iflas eden, enflasyonu üç haneli rakamlara ulaşan ve para birimi yüzde 100 değer kaybeden Türkiye’de Kasım 2002’de iktidarı AKP devraldı. AKP hükümeti katı bütçe disipliniyle krizle mücadele vererek ekonomiyi büyüttü, tüketim ve yatırımları hızlandırdı, enflasyonu tek haneye düşürdü, reel faizler hızla indi. 31 Aralık 2004 tarihindeyse, Türk Lirası’na itibar kazandırmak için liradan 6 sıfır atılması ve 1 milyon liranın 1 Yeni Türk Lirası’na (YTL) eşitlenmesini öngören ilgili yasa çıkarıldı. Ekonomistler yabancı yatırımcının sıfırları sayamadığı bir para birimine güveni olamayacağını savunuyordu. Bu adımın ardından piyasaların açıldığı ilk gün 3 Ocak 2005 tarihinde dolar 1,34 YTL olarak kayıtlara geçti. Türk Lirası 2005 senesinde değer kazanmaya devam etti.

4 Ağustos 2008: 1 dolar 1,15 TL

Türkiye’nin, ilk defa 3 Ekim 2005’te AB’ye tam üyeliği için müzakerelere başlanması kararlaştırıldı. Avrupa yolculuğunda önemli bir kilometre taşı olan bu gelişme, ülke ekonomisine de olumlu yansıdı. Türkiye’nin serbest piyasa ekonomisini bütünüyle benimsemiş, dinamik ve gelişen bir piyasa olduğu görüşü yabancı yatırımcılar arasında hakim oldu. Yabancı yatırımcıya uygulanmakta olan stopajın da hükümet tarafından sıfırlanmasıyla Türkiye’ye döviz girişi ve yabancı yatırımlar hızlandı. Uzun seneler yüzde 0,4 ila 0,5 arasında olan direk olarak yabancı yatırımların oranı, adaylık statüsü alınmasının ardından 2006 senesinde yüzde 4,9 seviyesine kadar yükseldi. 2009 senesine kadar süren yabancı yatırımlardaki artışın etkisiyle lira karşısında değer kaybı trendini sürdüren dolar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz kurlarına göre 4 Ağustos 2008’de 1,15 TL’ye kadar düştü.

9 Mart 2009: 1 dolar 1,80 TL

2008 senesinin sonbaharında ekonomik kriz bu kez tüm dünyayı sardı. Likidite problemlerinin baş gösterdiği Amerika, Japonya, İngiltere gibi gelişmiş ülke merkez bankaları bu sorunu çözmek için faizleri tüm zamanların en düşük seviyesine çekerek piyasaya para sürmeye başladı. O dönem başbakanlık görevinde olan Recep Tayyip Erdoğan, 27 Ekim 2008'de “Kriz Türkiye'yi teğet geçecek” dedi.

Gelişmekte olan ülkeler krizden nispeten daha az etkilense de global krizin yansımalarıyla Türkiye’de de ekonomi daraldı, işsizlik arttı. Kriz öncesi 1,20 düzeylerinde seyreden ve “1 dolar 1 TL olur mu” tartışmaları yapılan dolar kuru, 9 Mart 2009 tarihinde Merkez Bankası’nın efektif dolar satış fiyatı olan 1,80 TL’ye çıkarak rekor kırdı.

4 Kasım 2010: 1 dolar 1,39 TL

Merkez bankalarının ekonomik kriz sırasındaki parasal genişleme politikaları, kriz sonrasında yatırımcıları gelişen teknolojiyi teknolojiyi piyasalara yönlendirdi. Türk Lirası da bunun neticesinde değerlendi. 2010 senesinde yoğun sıcak para girişinin döviz arzını arttırıp fiyatını düşürmesinin etkisiyle Türk Lirası’nda döviz sepetine karşı yüzde 11 civarında reel değerlenme yaşandı.

Yabancıların döviz cinsinden karı katlanırken, Türkiye hızla büyüyen dış ticaret ve cari işlemler açığıyla karşı karşıya kaldı. İthalatın hızla artmasına sebep olan bu durum, ihracattaysa baskılayıcı bir rol oynadı. 4 Kasım 2010 tarihinde 1 dolar 1,39 TL’ye kadar düştü. Temmuz 2013’te Cumhurbaşkanlığı başdanışmanlığına getirilen ekonomi analisti Yiğit Bulut, 2010 senesindeki durum karşısında 1 doların 1 TL seviyesine inebileceğini gündeme getirdi.

8 Şubat 2012: 1 dolar 1,74 TL

Dönemin Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, 2011 senesinde “2012'de Türk Lirası olarak Amerikan Doları'nı yeneriz. Bu çok iddialı bir laf, bunu yazın. Senenin sonunda tekrar konuşalım” demişti. 8 Şubat 2012’de 1 dolar 1,74 TL’ye kadar geriledi. Başçı’nın öngörüsünün gerçekleştiği 2012 senesinde, Türk Lirası sıcak para girişinin sürmesinin etkisiyle dolar ilk sırada olmak üzere döviz sepeti karşısında önemli oranda değer kazandı. Küresel ekonomik kriz sonrası oluşan likidite fazlası, sıcak para akımlarında Türkiye’yi belli başlı adreslerden biri haline getirdi. TL'de dolara karşı reel değerlenme yüzde 12 civarında oldu.

Ancak liranın aşırı değerlendiğini savunan Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi, ihracatçının kıymetli TL sebebiyle rekabet gücünü kaybettiğini söyledi. Merkez Bankası’na, Türkiye’yi çekim alanı haline getiren yüksek faizlerin indirilmesi çağrısında bulunan Büyükekşi, TL'nin aşırı değerlenmesinin önlenmesine yönelik adımların bir an evvel atılmasını istedi.

23 Ağustos 2013: 1 dolar 2 TL

Dalgalı kur rejimine geçilen 2001 senesinden beri geçen 12 senede 2 TL’nin altında seyreden dolar, ilk defa 2013’te 2 lira sınırını aştı. 2013 senesinin başında 1,70-1,80 TL aralığında olan dolar kuru, Mayıs ayında İstanbul Gezi Parkı’nda başlayan ve tüm Türkiye’ye yayılan hükümet karşıtı eylemlerle yükselişe geçti. 23 Ağustos 2013’te 1 dolar 2 TL seviyesini gördü. Dönemin Başbakanı Erdoğan doların yükselişini Gezi Parkı eylemleriyle ilişkilendirerek Türkiye ekonomisinin hedef alındığını savundu. Erdoğan, Gezi Parkı eylemlerini, faiz lobisinin başlattığını öne sürdü.

Doların yükselişinde Amerika Merkez Bankası’nın (FED) varlık alımlarının hızını yaz boyunca azaltabileceği yönündeki açıklaması etkili oldu. FED’in para musluklarını kısacağı korkusu piyasaları diken üzerinde tutmaya devam ederken, bu endişe gelişen teknolojiyi teknolojiyi piyasalardan kaçışı da tetikledi. TL de diğer gelişen teknolojiyi teknolojiyi ülke para birimleriyle beraber bundan nasibini aldı. Merkez Bankası'nın kurda yaşanan artış öncesi 8 milyar dolara yakın döviz satışı da doları frenlemeye yetmedi.

17 Aralık 2014: 1 dolar 2,37 TL

Dönemin dört AKP’li bakanının oğulları, Halkbank Genel Müdürü ile işadamlarının 17 Aralık 2013’te rüşvet ve yolsuzluk operasyonu kapsamında gözaltına alınması Türkiye’yi sarstı. 25 Aralık 2013 tarihinde ise ikinci dalga operasyon için düğmeye basıldı. Bu defa Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan hakkında da şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrı evrakı hazırlandı. AKP iktidarı operasyonun Fethullah Gülen hareketine mensup savcı ve polisler tarafından başlatıldığını ve hükümete karşı düzenlenmiş bir darbe girişimi olduğunu savundu.

Ardından Ocak 2014’te Milli İstihbarat Teşkilatı'na ait olduğu belirlenen ve içinde Suriye'ye gitmek üzere askeri mühimmat bulunan TIR'ların durdurulması olayı da yeni bir skandala yol açtı. TIR’larla Suriye'deki cihatçı yasadışı örgütlere silah gönderildiği iddia edildi. Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, TIR’ların Bayırbucak Türkmenleri’ne silah taşıdığını söyledi.

17-25 Aralık operasyonunun arifesi olan 14 Aralık 2014’te Gülen hareketine bağlı olduğu iddia edilen medya kuruluşlarına da operasyonlar düzenlendi, pek çok kişi gözaltına alındı. Hem muhalefet partileri hem de Amerika ve AB, hükümetin tutumuna karşı çıktı. 2013 ve 2014 senelerinde ardı ardına yaşanan siyasetteki huzursuzluğun dolara yansıması sert oldu. 17 Aralık 2014’te 1 dolar 2,37 TL’ye kadar yükselerek rekor kırdı.

20 Ağustos 2015: 1 dolar 3 TL

7 Haziran 2015'te yapılan genel seçimler öncesi ve sonrasında siyasette gerilimin yükselmesi doları da uçurdu. Türkiye, 7 Haziran seçimlerine, 5 Haziran’da Diyarbakır’daki HDP mitingine yönelik bombalı saldırının etkisinde girdi. IŞİD tarafından üstlenilen saldırıda 5 kişi yaşamını yitirdi, 400’e yakın kişi de yaralandı. Seçimlerdeyse 2002'den beri tek başına iktidar olan AKP meclisteki çoğunluğunu kaybetti. Türkiye’de seneler sonra koalisyon hükümeti ihtimali doğdu. Ancak meclise giren partilerin hiçbiri koalisyon seçeneğinde anlaşamayınca hükümet kurulamadı. Dolar, 2015 Ağustos’unda ilk defa 3 TL’yi gördü. Cumhurbaşkanı Erdoğan hükümetin kurulamaması üzerine erken seçim kararı aldı.

1 Kasım 2015’te seçimlerin yenilenmesine kadar geçen beş aylık süreçte yaşanan terör saldırılarıysa Türkiye’yi sarstı. 20 Temmuz’da Suruç’ta Kobani’ye yardım götürmek üzere toplanan Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyelerinin basın açıklaması yapmış olduğu sırada IŞİD tarafından düzenlenen intihar saldırısında 33 kişi öldü. 22 Temmuz’da Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinde iki polis, evlerinde başlarından vurularak öldürüldü. Ceylanpınar saldırısını önce sahiplenen sonra reddeden PKK ateşkesi sona erdirdi. Bu gelişmeyle Kürt sorununda AKP’nin 2009’da temellerini attığı çözüm süreci de rafa kalktı. 6 Eylül’de Dağlıca’daki PKK saldırısında 16 asker yaşamını yitirdi. 8 Eylül’de ülke genelinde HDP binalarına saldırılar düzenlendi. 10 Ekim’de Ankara’daki barış mitingine yapılan IŞİD saldırısında 102 kişi yaşamını yitirdi. Saldırılar neticesinde piyasada ortaya çıkan belirsizlik ve güvenlik endişesi doların ateşini de yükseltti.

Beş ay boyunca ardı ardına terör kabusu yaşamakta olan Türkiye, 1 Kasım’da yeniden sandık başına gitti. AKP, yüzde 49,5 oy ve 317 milletvekili ile bir kez daha sandıktan tek başına iktidar olarak çıktı. Seçimlerden sonra Rusya Hava Kuvvetleri’ne ait uçağın sınır ihlali yapmasından dolayı Türkiye tarafından düşürülmesiyle iki ülke arasında yaşanan kriz ve 17-25 Aralık operasyonunda ismi geçen AKP’li bakanların Yüce Divan’a gönderilmemesi yönündeki meclisteki oylama sonucu da TL karşısında doları yükselten gelişmeler oldu.

2015’te Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkez Bankası’nın faiz politikalarına yönelik eleştirilerinin dozunu da arttırdı. Yüksek faizi ‘vatana ihanet’ olarak nitelendiren Erdoğan, Merkez Bankası’na yönelik olarak “Bize karşı bağımsızlık mücadelesi veriyorsun da başka yerlere karşı bağımlılığın mı var?” çıkışında bulundu. Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı ve ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’a da “kendinize çeki düzen verin” sözleriyle seslendi. Merkez Bankası’nın faiz politikasını belirlerken siyasi baskı altında kaldığı yorumları giderek yaygınlaştı.

5 Aralık 2016: 1 dolar 3,54 TL

15 Temmuz 2016’daki askeri darbe girişimi de kurda sert yükselmeye neden oldu. Siyasi belirsizlikten etkilenen global piyasalarda darbe girişimi haberleriyle dolar 3,05 TL'ye kadar yükseldi. 15 Temmuz’un sonrasında hükümetin açıklamalarıyla kur yeniden 3 TL seviyesinin altına düştü. Ancak ekonomi alanında cari açık sorunu ve yeniden çift hanelere doğru ilerleyen enflasyonun beraberinde hükümetin darbe girişimi sonrasında olağanüstü hal ilan ederek tasfiye sürecine başlaması da piyasaları yeniden belirsizliğe sürükledi, yabancı yatırımcıları Türkiye’den uzaklaştırdı.

Bu arada Amerika Merkez Bankası’nın 2008 global finans krizinde piyasaya sürülen paraları geri çekmeye başlamasıyla Türkiye gibi gelişen teknolojiyi teknolojiyi ülkelere giden para miktarı da azaldı. Erdoğan, TL’deki değer kaybına karşı yurttaşlardan yastık altındaki dövizlerini bozdurmasını istedi. Erdoğan’ın faizleri indirmesi için sert sözlerle çıkıştığı Merkez Bankası Başkanı Başçı’nın görev süresiyse doldu, yerine yardımcısı Murat Çetinkaya atandı. Dolar, 2016 senesini 3,5 TL düzeyinden kapattı.

13 Ağustos 2018: 1 dolar 6,89 TL

Dolar 2017 senesini 3-4 TL aralığında kapatırken, 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimleri’nin ardından 5 TL sınırını da aştı. Seçimler öncesinde 23 Mayıs’ta döviz kurundaki ani yükseliş karşısında olağanüstü toplanan Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK), faiz artırımına gitti. Kurdaki ani yükseliş ekonomik dengeleri de etkiledi, enflasyon seneler sonra ilk defa yüzde 20’nin üzerine çıktı. Erdoğan ‘faiz sebep, enflasyon sonuç’ sözleriyle faizin düşürülmesi yönündeki çağrılarını sürdürdü.

Nisan 2017'de düzenlenen referandum neticesinde parlamenter sistemden cumhurbaşkanlığı sistemine geçilen Türkiye’de 2018’deki seçimlerde Erdoğan, Cumhurbaşkanı tercih edildi. Erdoğan, “Bu kur filan, bunların hiçbirisi bizim geleceğimizi belirleyen şeyler değil. Bizim geleceğimizi, biz belirleyeceğiz. 24'ünde siz bu kardeşinize yetkiyi verin, ondan sonra bu faizle şunla bunla nasıl uğraşılır göreceksiniz” sözleriyle, seçimi kazanması halinde doların düşeceğini ifade etmişti. Ancak seçimden iki ay sonra, 2018 Ağustos ayı başında yaşanan gelişme TL’ye ağır darbe vurdu.

Casusluk yapmış olduğu suçlamasıyla 9 Aralık 2016'da tutuklanan Amerika'li Rahip Andrew Brunson'ın ev hapsine alınması sonrası, Amerika’den peş peşe sert açıklamalar geldi. Brunson'ın serbest bırakılmaması durumunda Türkiye'ye ekonomik yaptırım uygulanacağının duyurulmasıyla Ağustos ayı başında 5 TL olan dolar 1 hafta içerisinde 6,5 TL seviyesini geçti. 12 Ağustos gecesi global piyasalarda 7,20 TL’yi test etti. Ekim 2018'de Brunson'un serbest bırakılmasının ardından dolar yeniden 5 TL seviyesinin üzerine geriledi. Dolar kuru 2018 senesini 5,29 TL’den kapattı.

9 Mayıs 2019: 1 dolar 6,24 TL

31 Mart 2019’daki yerel seçimlerde AKP en fazla belediye başkanlığı kaybeden parti oldu. Başkent Ankara dahil, pek çok kritik il ve büyükşehri rakip adaylar kazandı. Yüksek Seçim Kurulu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline ilişkin AKP’nin yapmış olduğu itirazıysa 36 gün sonra kabul etti, seçimin yenilenmesine karar verdi. YSK’nın açıklamasıyla Türk Lirası dolar karşısında son ayların en büyük değer kaybını yaşadı, 9 Mayıs günü 6,24 TL’den işlem gördü.

Bu gelişmeler yaşanırken Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya da görevden alındı. Yardımcısı Murat Uysal bir gece yarısı Cumhurbaşkanı kararıyla yerine atandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çetinkaya’nın görevden alınmasına ilişkin “TCMB (başkanını) görevden alma yetkisini de aldık, laf dinlemiyordu. Yeni arkadaşla devam ettik. Dedik ki faiz oranlarını düşüreceğiz” sözlerini kullandı. Böylece bir yıl sürecek hızlı faiz indirimi süreci de başladı. Uysal, yüzde 24’ten devraldığı faizi 12 ayda 8,25’e kadar indirdi. Türk Lirası’nın çekiciliğini azaltan faiz indirimi sürecine ve yerel seçimlerin doları sert yükseltmesine rağmen, 2019’da dolar 6 TL’nin altında işlem görmeye devam etti. Yaşanan gelişmelere karşın dolarda 6 TL’nin altına hızlı düşüş, piyasalarda TL’nin değer kaybının durdurulabilmesi amacı ile Merkez Bankası ve kamu bankalarının milyarlarca doları bulan satışlar yapmış olduğu biçiminde yorumlandı.

6 Kasım 2020: 1 dolar 8,58 TL

Merkez Bankası ve kamu bankaları, Türk Lirası’nın korunması için piyasaya döviz sürmeye devam etti. Bu amaçla 2019’dan beri 100 milyar dolardan fazla döviz sürüldüğü iddiası gündeme geldi. Bu müdahaleyle döviz arzının belirginleştiği Haziran ayı itibariyle dolar 6,85 TL seviyesine gerileyerek, aylarca bu seviyeden işlem gördü. Merkez Bankası’nın altın ve swap hariç döviz rezervinin hızla eriyerek eksiye düştüğü tartışmaları da bu şekilde ortaya çıktı. Kuru ve faizi baskılamaya yönelik politikalar döviz mevduatına yönelişi de hızlandırdı. 2020 yılı TL’ye güvenin aşınmasıyla döviz mevduatlarının payının, 2001 ekonomik krizinden bu yana en yüksek seviyeye ulaştığı yıl oldu.

9 kez üst üste faiz indirimi yapan Merkez Bankası Başkanı Uysal, çift haneden düşmeyen enflasyon karşısında Eylül ayında ilk defa politika faizinde artırıma gitti. Bu adım Türk Lirası’nı destekledi. Ancak Ekim ayında faizin sabit tutularak piyasada bulunan artış beklentisinin karşılanamaması liradaki değer kazancını tersine çevirdi. 6 Kasım 2020’de 1 dolar 8,58 TL’den işlem gördü.

8 Kasım’da Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak görevinden istifa ettiğini duyurdu. 30 Kasım’da ise Merkez Bankası Başkanı görevinden alınarak yerine Naci Ağbal atandı. Albayrak’ın istifası ve Merkez Bankası’nı yeniden siyasi etkiden bağımsız hale sokacağı yönünde kuvvetli mesajlar veren Ağbal’ın göreve gelişi doların ateşini de düşürdü. “Acı da olsa doğru reçeteleri uygulayacağız” açıklamasını yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da ‘ekonomi alanında yeni dönem’ ve göreve gelen ekonomi yönetiminin destekleneceği vurgusuyla, Dolar/TL kuru 2020 senesini 7,5 seviyesinin altında kapattı.

21 Ekim 2021: 1 dolar 9,47 TL

Erdoğan yeni ekonomi yönetimine destek mesajı verse de bu uzun sürmedi, Naci Ağbal da 4 ay sonra görevinden alındı. Böylece 20 ayda Merkez Bankası’nın başındaki isim dördüncü kez değişti. Yerine eski milletvekili Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu atandı. Ağbal görevden alınmasından bir gün önce, beklentilerin üstünde 200 baz puan faiz artışıyla politika faizi oranını yüzde 19’a yükseltmişti. Göreve geldiği tarih boyunca 8,58 TL olan dolar kuru, Ağbal döneminde 7 seviyesinin altına düşmüştü fakat piyasalar başkanlık değişimine sert tepki gösterdi, dolar 8 TL’nin üstünde hızla yükselmeye başladı.

Kavcıoğlu, ilk defa 23 Eylül'de politika faizini 100 baz puan düşürerek yüzde 18'e indirdi. Karar öncesi 8,64 seviyelerinde olan kur, kararın açıklanmasının ardından 8,80 seviyesine kadar yükseldi.

Ekim ayında 9 tl'ye ulaşan kur, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kavcıoğlu’yla görüşmesi ve Merkez Bankası’nın iki başkan yardımcısıyla, bir Para Politikası Kurulu üyesini görevden alması sonrası 9 liranın da üzerine tırmandı. Erdoğan'ın kabine toplantısı sonrası Suriye’yle ilgili sınır ötesi operasyon açıklaması da doların ateşini yükseltti.

18 Ekim’de dolar 9,32 TL’ye yükselerek tarihi rekor kırdı. 21 Ekim’de Merkez Bankası’nın politika faizini sürpriz bir biçimde 200 baz puan indirmesiyle, dolar 9,47 seviyesini görerek bir rekor daha kırdı.

 

13.11.2021 CUMARTESİ İTİBARİYLE DOLAR 10,02 TL

Dolar kuru güncel

Amerika’de tüketici fiyatları Ekim ayında %0.9 ile beklentilerin üstünde artış kaydetti​. Yıllık bazda değişim %6.2 ile beklentilerin üstünde artarken, yükselen enflasyon Fed’in para politikasını sıkılaştıracağı beklentilerini de artırdı.

Yatırımcılar artık Fed’in bu durum karşısında faiz oranlarını Avrupa ve Japonya merkez bankalarından daha erken artırabileceğini düşünüyor. Bu beklentiyle beraber dolar, sterlin ve euro karşısında 2021’in yeni zirvelerini gördü.

Dolar endeksi ise 95 seviyesini aşarak 18 ayın zirvesine yükseldi.

ENFLASYON ENDİŞELERİ TÜRKİYE’DE DE ARTIYOR

Enflasyon Türkiye’de de belirgin yükseliyor. Dünyada hem gelişen teknolojiyi teknolojiyi hem de gelişmiş ülkelerin bir biçimde sıkılaştırma veya destekleri azaltma eğilimine girdiği dönemde TCMB ise yükselen enflasyona ve değer kaybeden TL’ye rağmen dünyanın tam tersine gevşeme eğiliminde.

TCMB fiyat istikrarının cari fazla verilmeden sağlanamayacağını belirtirken, tüketici enflasyonun ise Ekim’de yükseldiği %20’lerde aylarca kalması bekleniyor. Ekonomistler cari fazlaya odaklanmanın enflasyondaki yükselişini daha da yukarı çekebileceğinden de endişeliler.

Bu kapsamda önümüzdeki hafta gerçekleşecek TCMB para politikası toplantısı da yakından takip ediliyor. Eylül ayından bu yana politika faizini 300 baz puan indiren TCMB’nin indirimlerine sürmesi bekleniyor.

ELVAN: KURDAKİ HAREKETLİLİĞİN FARKINDAYIZ

Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, bugün bakanlığının TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda yapmış olduğu bütçe sunumunda “Son 2 aydır, global gelişmelerin de etkisiyle, finansal piyasalarda dalgalanmalar yaşandı. Piyasa faizlerinde, varlık fiyatlarında, döviz kurunda ve beklentilerde yaşanan hareketliliğin farkındayız” demişti.

 

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN