ÇİN: BÜYÜME VE KALKINMA İÇİN YENİ BİR MODEL - Semih KARAKOÇ

ÇİN: BÜYÜME VE KALKINMA İÇİN YENİ BİR MODEL


ÇİN: BÜYÜME VE KALKINMA İÇİN YENİ BİR MODEL

Çin'in kalkınma modeli, Batı'nın serbest piyasa temelli yaklaşımına bir alternatif olarak gündeme getirilen ve ülkemizde de mevcut hükümetin yeni ekonomi politikalarının, temelinde olan bir modeldir.  Yaklaşık 40 yıl önce ekonomik reformların ve ticaretin serbestleştirilmesinin başlatılmasından önce Çin, ekonomiyi çok fakir, durgun, merkezi olarak kontrol edilen, büyük ölçüde verimsiz ve küresel ekonomiden nispeten izole tutan politikalar hâkim olmuştu. Amerika Birleşik Devletleri yıllardır Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu (IMF) içindeki hegemonik gücünü ve etkisini, gelişmekte olan ülkeleri kapitalizme ve liberal demokrasiye yönlendirmek için kullandı. Lakin uzak Doğu’nun yeni Paris’i olan Çin bu konuda pes etmedi ve ABD ‘ye hep direndi.

Çin büyüme ve kalkınma
 1979'da dış ticarete ve yatırıma açılmasından ve serbest piyasa reformlarını uygulamasından bu yana Çin, dünyanın en hızlı büyüyen ekonomileri arasında yer alıyor. Şimdiler de ABD’nin ticaret ve ekonomide korkulu rüyası haline gelmiş durumda. Ayrıca; Küresel alanda,  tarafından tanımlanan bir hızla ilerleyen ülke, 2018'e kadar ortalama %9,5'lik reel yıllık gayri safi yurtiçi hâsıla (GSYİH) büyüme kaydeden ÇİN,  GSYH’sini ikiye katlamasını sağladı. Çin (satın alma gücü paritesi bazında), üretici, mal tüccarı, olarak dünyanın en büyük ekonomisi haline geldi. Sonuç olarak, 2015 yılında 50'den fazla ülke Çin liderliğindeki Asya Altyapı Yatırım Bankası'na katılma kararı aldı. 


Çin Kalkınma Modeli, esas olarak, 1976'da Mao Zedong'un ölümünün ardından Deng Xiaoping tarafından başlatılan Çin'in siyasi ve ekonomik politikalarını içermektedir. Bu politikalar, Çin'in ekonomik mucizesine ve Gayri Safi Milli Hasıla'daki büyümesine daha fazla katkıda bulunmuştur. Çin hükümeti, kapsamlı hükümet yardımı yoluyla Çin'in 10 kilit sektörde üretimini yükseltmek ve modernize etmek için 2015 yılında açıklanan bir plan olan “Made in China 2025” gibi bir dizi yüksek profilli girişimle ekonomik planlamasında inovasyonu birinci öncelik haline getirdi. Belirtilen hedeflere ulaşmak için aşağıdakiler dâhil bir dizi özel politika uygulanmıştır: “Made in China 2025”, ilk olarak 2015 yılının Mayıs ayında piyasaya sürülen ve Çin'in küresel üretim zincirlerinde lider bir konum üstlenmeye çalıştığı önümüzdeki on yılda ülke endüstrisini kapsamlı bir şekilde yükseltmeyi amaçlayan bir politika girişimidir. "Beş Büyük Mühendislik Sektörü Big Five",  kılavuzları ile ekonomik politikalar etken hale getirilmiştir. Big Five; üretim inovasyon merkezi, güçlendirme endüstrisi, yeşil üretim, akıllı üretim ve ileri teknoloji ekipman inovasyon mühendisliği için uygulama planlarını içerir. İlave altı kılavuz belge, imalat endüstrisindeki insan yeteneğinden, bilgi endüstrisinden, yeni malzeme endüstrisinden, tıp endüstrisi için dört geliştirme planından, hizmet modeli imalatının geliştirilmesinden, kaliteli ürün ve ekipman imalatının teşvik edilmesine kadar değişen temaları kapsamaktadır. "Made in China 2025", Çin'i bir imalat devinden bir dünya imalat gücüne dönüştürmek için tasarlanmış ilk 10 yıllık eylem planıdır. 10 yıllık planı, Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 100. yıldönümü olan 2049 yılına kadar Çin'i önde gelen bir üretim gücüne dönüştürmek için iki plan daha izleyecek. Deng Xiaoping'in reformları, pragmatizm, tedricicilik, rasyonalizm, devrimci ideolojinin önemsizleştirilmesi ve devletin Çin ekonomisini düzenlemedeki merkezi rolü üzerindeki vurgularından dolayı geniş çapta akredite edilmiştir. Gelişime bakış açısının öne çıkan yönlerinden biri, pragmatik bilginin ve mutlak gerçeğin kaynağı olarak bilime öncelik verilmesidir.  Yeni kalkınma paradigması, ekonomik büyüme üzerindeki vurgunun aksine, 'insan merkezli kalkınma yaklaşımlarına' ve sosyal uyuma öncelik verdiğini iddia ediyor. Ülkeyi üreticiden,  imalat sanayi süper gücüne yükseltme girişimi, Çin'in ekonomik büyümeyi orta-yüksek düzeyde sürdürmesine ve küresel değer zincirini yukarıya taşımasına yardımcı olmanın anahtarıdır. Özet olarak diyebiliriz ki; Çin kalkınma modeli, ekonomik kalkınmanın gidişatını şekillendirmek amacıyla piyasalara ve firmalara sürekli ve seçici devlet müdahalelerine dayanmaktadır. Çin'in kalkınma modeli, gelişmekte olan ülkeler için cazip görünen 'pratiklik, sıkı çalışma, yenilikçilik ve İşbirliği’dir. Dolayısıyla bu model, bir ülkenin insanları çok çalıştığı sürece, yoksulluğun üstesinden gelmek ve daha iyi bir yaşam sürmek zorunda olduğunu kanıtlamıştır. Çin kalkınma modelinin en büyük sınırlamalarından biri, kendi kendini yöneten sınıfa ve yaygın yolsuzluğa yol açan hukukun üstünlüğünün az gelişmişliğiydi. Çin'in Kalkınma Modeli ve Siyasi ve Ekonomik Etkileri: Geçtiğimiz yıllarda Çin, diğer gelişmekte olan ülkelerin ekonomik kalkınmasına büyük yatırımlar yaptı. Pekin, iddialı “ Tek Kuşak, Tek Yol ” girişiminin bir parçası olarak, Çin ekonomisini antik İpek Yolu boyunca uzanan bir dizi ülkeyle birleştirecek altyapı projelerine milyarlarca dolar akıtıyor. Başkan XI Jinping'e göre, 'her ulus kendi gelişim yolunu izlemelidir'. Çin ekonomisi kapsamlı âdemi ve gelişme kendi paradigması için aşağıdan yukarıya yaklaşımı benimsedi. Ancak yoksul ülkeler için yollar farklı olabilir. Gelişmek ve gelişmek için kapitalist demokrasilerde bulunan en iyi yönetişim uygulamalarını da benimsemeleri gerekir. Özellikle özel mülkiyet hakları, hukukun üstünlüğü ve hesap verebilirlik.


Editörlere Notlar: ikamet ettiğim şehir olan Mersin için yol ve asfalt sorunları halen çözüme kavuşmuş değil, patates tarlası gibi yollar bu kadim kente hiç yakışmıyor. Bu konuda tüm ilçe ve mahalleleri elimden geldiğince geziyorum. Aynı tas aynı hamam. Bütçe yok,  bahanesi mazeret olamaz. 4’ üncü çevre yolunda harika işler yapan M.B. B’e diğer problemli yolları da vakit geçirmeden dizayn etmediler. Sürekli dangur dungur yolculuk pek keyifli olmuyor doğrusu. Bir de en çok dikkatimi çeken il merkezinde M.B. B hizmet binasının hemen önünde ki ana yol  ‘’istiklal caddesi’’ sanki Mersin’in Kurtuluş günlerinde ki gibi harap ve bitap şekilde yaya ve araçlara hizmet etmeye çalışıyor. Şehrin vizyonu ile bu kadar ters düşen bir görüntü galiba ülkenin hiçbir yerinde yaşanmaz. İlgililerin dikkatine efendim!!! Son olarak memleketim şirin Avrupa yakası kenti Kırklareli’nde yakınlarım tarafından Devlet Hastanesinde özellikle covid-19 polikliniğinde ilgisizlik ve alakasızlık konusunda sürekli şikâyetler alıyorum. (hastalara acil servis girişte triyaj bile yapılmıyormuş) Devletimin en güzel şekilde bina, yatırım ve hizmet getirmeye çalıştığı (eğitim ve araştırma hastanesi olma yolunda ilerleyen) bu kentin hastanesinde idari bir sorun olduğunu düşünüyor ve sayın vekilim Selahattin Minsolmaz beyi uyarmak istiyorum. Vaka ve hasta bulaş oranlarında bu kentin neden en yüksekte olduğu da ayrı bir soru işareti. Hoş çakalın ereler ve canlar…

[email protected]

YAZIYI PAYLAŞ!